Gündem

by -
0 157

Yalvarırım yapmayın, ölen-öldüren ayırt etmeyin. Vicdanınız olmadığını anladık zaten, birazcık aklınız varsa yapmayın. Lan sana ne ne işleri vardı orada, sana ne hangi dili konuşuyordu. Sus biraz ne olur sus biraz, senden empati dilenmeyi bıraktım artık ne olur sus, dayana bilirsen toprağa verilene kadar sus. Esas …….da ölenlere üzülmediniz, buna niye üzülüyorsunuz, esas bu ölmüştü o zaman neredeydiniz deme sus.! Annesi için, babası, küçük kardeşi için sus. Bu kadar kalleşçe bir ölümü hak edecek ne yapmış olabilir onca genç. Nerede tanıştın nerede tartıştın da vardın bu kanıya? İçime öküz oturdu. delirmek üzereyim. Nasıl eğleniyorsunuz yiten canlarla. Sizlerin yetiştireceği çocuklar için üzülüyorum.

suruç-patlaması-yorumlar3 suruç-patlaması-yorumlar2

İşin siyasi boyutuna gelirsek; ölüler üstünden prim yapmayın yeter. Bir işe yarayacaksa bende lanetliyorum terörü.

 

Yorumlar ve video: https://www.facebook.com/video.php?v=1066580513376660&set=vb.219187464782640&type=2&theater

“En üzücü yanı; atılan slogan “arin’den sibel’e yürüyoruz zafere”. bu sloganda bahsedilen Arin ve Sibel YPG’li canlı bomba Arin IŞID mevzilerinde kendini patlatmış. Bir canlı bombayı överken bir diğerinin kurbanı olmak …”

 

by -
0 3355
Bilim olmayan yerde bilim insanı da olmaz. Neva Çiftçioğlu’da öyle bir isim. Ülkemizde her şeyin iyisi ihraç edilir zaten. Sonuç bölümüyle başlık atılmış, öfke ile giriş yapılmış bir yazı oldu fakat en keskin duygu olan öfke ile yazıyorum. Milliyetçi bi karakterim yok fakat İlber Hoca kadar milliyetçiyimdir.
 
Nobel Tıp Ödülü için aday olarak sunulmuş, Rus-Amerikan Uzay Araştırmalarında aktif görev almış (Şimdilik Mehmet Haberal gazı ile uzaylılar hakkında üstünkörü yazılar yazsa da) İskandinav bilim ödülü almış, babasının rahatsızlığı için yanında olmak isterken Türkiye’de iş bulamamış bir hanımefendi: Neva Çiftçioğlu Banes.
 
18 yıl Nasa’da Mars’ta hayat arayan ekipte kilit rol oynadıktan sonra 2009’da Nasa’dan geldiğinde Türkiye’de iş bulamamasını çok güzel anlatmış; “370 gündür Türkiye’deyim. Bütün üniversiteleri, özel sektörü dolaştım. Çok büyük devlet büyüklerimize ulaştım ve iş bulamadım.” Boyundan büyük laflar etmeye alışkın bir devlet büyüğümüz ise; ‘Bak evladım. Bir pırlanta bulursun, yüzük, kolye yaparsın. O pırlanta kaldırım taşı büyüklüğünde ise hiçbir yere sığmazsın. Sen geri dön’ demiş.
 
Google gözüyle kimdir Neva Çiftçioğlu?
Neva Çiftçioğlu bANES
İnternet çöplüğünden çıkan doğru yanlış bilgilere göre, Doç. Dr. Neva Çiftçioğlu gerçek bir Türk hanımefendisi. Finlandiya’da doçentlik unvanını alan ilk yabancı “Everest’in tepesine bayrak diken kadın”. Kendisi kireçlenmenin müsebbibi olan ve nanobakteri adı verilen mikrobu bulmuş. Bu buluşu nedeniyle dünyanın her yerinden davetler, ödüller almış. 2,5 yıldan beri NASA’da (Amerikan Uzay ve Havacılık Dairesi) çalışan ilk Türk bilim kadını. Önümüzdeki yıllarda da kalp ve böbrek hastalıklarının teşhisine ilişkin, patenti yüzlerce milyon dolar değerinde önemli bir buluşu açıklanacakmış. Buraya kadar çok güzel. Ama Türkiye onu tanımıyor, Türk yetkililerden aldığı tek bir tebrik bile olmamış. Bilim dünyasında ona “Türklüğünden vazgeç, daha çok parla” diye akıl verenlere o inatla “asla” demeye devam ediyor. Türk olması büyük sorun olmuş. Finlandiya’da Türk olduğu hiç anılmamış. Vatandaşlık başvurusu bile yapmamış ama, onu hep Finli gibi tanıtmışlar dünyaya. Mesela NASA’ya gittiğinde, “NASA’ya giren ilk Finli” diye başlık atmış bir gazete. 1996 da başarılı bilim insanlarının bulunduğu bir törene çağrılmış ; bu törende Türk bayrağının altına gittiğinde onu oradan alıp Finlandiya bayrağının altına almışlar. Çok ağırına gitmiş bu…
1996 yılında Finlandiya Hükumeti onu buluşunu bilim dünyasına açıklamak üzere ABD’ye göndermiş. New York’ta bulunan dünyanın dört büyük laboratuvarından biri olan Cold Spring Harbor Laboratories’e gitmiş. Meğerse Amerikalılar’da o dönemde aynı bakteriyi Mars gezegeninde bulmuşlar. Bunun üzerine birlikte Astrobiyoloji Enstitüsü’nü kurmuşlar. Bulduğu bakteriyle ilgili olarak ABD’de kurulan büyük bir firmanın da sahiplerinden biriymiş. Firmanın CEO’su “senin Türk olmandan yoruldum” diyerek kendisine ABD vatandaşlığına geçmesini önermiş. Yanıtı kısa ve öz : ASLA ! Ve ekliyor : Ben milliyetçi olduğumu bilmezdim, ama dışarıda kalınca insan ülkesinde kızdığı şeyleri bile özler hale geliyor…Şaşırıyorlar Amerikalılar. Sana hiç kimse sahip çıkmıyor, sen neden Türk olmakta ısrar ediyorsun ? diye soruyorlar kendisine. “Ankara Tıp Fakültesi’nde asistanım, doktoramı bitirmek üzereyim, astım hastalığı üzerine bir tez hazırlayıp hocalarıma sundum. O zaman Bölüm Başkanı olan bir hocamız hastaların yanındayken tezimi aldı, yüzüme baktı ve sonra “bu tez çöpe atılır” deyip herkesin gözü önünde kapağını bile kaldırmadığı tezimi çöpe attı. O çöpe atılan tezim birkaç yil sonra tıp dünyasının üç büyük bilimsel dergisinden birinde yayınlandı. Ankara bana doçentliğimi vermedi. Sırf bu yüzden Finlandiya’da doçentlik unvanını alan ilk yabancı oldum. Finlandiya’da bakteri çalışmaları yaparken Bilkent Üniversitesi Rektörü ve Genetik Bölümüne başvurarak “Gelin bunu birlikte yapalım, patenti Türkiye’ye ait olsun” önerisini yaptım, gelen yazılı yanıtta “Siz galiba iş arıyorsunuz” deyip kabul etmediler. Hacettepe Tıp Fakültesi’de “Bu bizi aşar” dedi.
Gurbete dayanamayıp Türkiye’ye dönmüş ve Başkent Üniversitesinde çalışmaya başlamış. Kendisine mikrobiyoloji kliniğinde 9 ay boyunca dışkı tahlili yaptırmışlar. Sonunda Finlandiya’daki profesörü “sen orada ziyan oluyorsun” diyerek isyan etmiş ve Türkiye’ye onu almaya gelmiş.
Bana yurt dışında “Everest’in tepesine bayrak diken kadın” gözüyle bakıyorlar, ama bugüne kadar hiçbir Türk yetkilisinden tebrik almadım. Sadece bir kişi, nasıl oldu bilmiyorum, İskandinav Tıp Ödülünü kazandığım zaman, Ziraat Bankası eski Genel Müdürü bir tebrik kartı gönderdi ; hala saklarım diyor bu değerli Türk Kadını…
 
Bilim olmayan yerde bilim insanı’da olmaz. Neva Çiftçioğlu’da öyle bir isim. Ülkemizde her şeyin iyisi ihraç edilir zaten.
 

by -
0 356

Gerçek mi? Gerçekmiş. İsveçli arkadaşlarımız bilgiyi onayladı. Arda Turan’dan sonra bir Türkün adı avrupa medyasında dolaşıyor. İsveç devlet televizyonu kameralarının Malmö’de kaydettiği Türk genci, sözleri ile hemşerilerini gururlandırdı. Ankara’ yı yüceltirken İsveç’e verdi veriştirdi. Mikrofonu eline alan genç öyle sözler söyledi ki! Esmer genç İsveç’i adeta yaktı.

 

by -
0 571
“cezanın amacı suçluyu topluma kazandırmakmışmış, çıldırtmayın lan beni, gören de 16 yaşında hırsızlık yapan ergen çocuktan bahsediyorlar sanacak. sen kokmuş balığı, küflenmiş yemeği eski haline çevir, işte o zaman gel benim suratıma tükür “aha işte bak geri kazandım” diye, çünkü o ihtimal aynen bu kadar. haa ama topluma kazandırma ayağına yıllarca beleşten yedirip içirip yatırdığın tecavüzcü katil dışarı çıktığının daha ilk haftasında benzer bir suça yeltenirse ben de gelip senin suratına tükürürüm, ve bu ihtimal o kadar yüksek ki tükürüğümle boğarım seni. “

 

Özgecan Aslan yirmi yaşındaydı. Tarsus’ta, Çağ Üniversitesi’nin Psikoloji Bölümü’nde okuyordu. 11 Şubat 2015 günü her zamanki gibi okuldan çıktı, bir arkadaşıyla, muhtemelen her zaman yaptıkları gibi, bir alışveriş merkezinde dolaştı, sonra, yine hep yaptığı gibi, Tarsus-Mersin minibüsüne bindi. Evine gitmek üzere. Gidemedi. İkisi baba-oğul, öteki oğlanın arkadaşı üç erkek, Özgecan’ı bıçaklayarak öldürdüler, sonra yaktılar ve dereye attılar. Bütün haberlerde bu korkunç işi niye yaptıklarına dair laf edilmeyişinden anlıyoruz ki, korkunç bir tecavüz ve cinayetle karşı karşıyayız.
Kadınlara karşı şiddet hem dozca artıyor hem yaygınlaşıyor. Bunda hem kadınların bütün engellere rağmen toplumsal hayatta giderek daha etkin oluşuna karşı erkeklerin vahşice tepkilerinin rolü var hem de son yıllarda özellikle “açık” kadınlara karşı nefreti körükleyen söylemlerin yaygınlaşmasının. Kadınların etkinliğine karşı özel nefret besledikleri her hallerinden belli olan siyasetçilerin, yöneticilerin tavırlarının saldırganları yüreklendirdiği açık.
Buna karşılık, Türkiye Cumhuriyeti’nde, kadınlara karşı işlenen suçlarda polis ve yargı sisteminin meseleye hemen her zaman daha baştan kadınlar aleyhine müdahale ettiği, saldırganları koruduğu, kolladığı, sokağın ortasında bir kadının onlarca defa bıçaklanışını polislerin izlediği, dayak yiyen, işkence gören kadını bunu yapan kocasının yanına geri gönderdiği, şiddet yüzünden boşanmak isteyen kadına her türlü müşkülatı çıkardığı da unutulmamalı. Esas vahimi, tecavüzcülerin uzun yıllar boyunca yararlandığı indirimler listelense, aklı başında her insanı çıldırtabilecek ayrıntılar dökülür önümüze. (Yazının sonuna bir kaba liste ekledim.)

 

(Ara not: Twitter‘da bu son faslı hatırlattığım için, “bugünün eleştirilmesini önlemek”le, “AKP’yi savunmak”la, “ukalâlık”la, “bilgiçlik”le suçlandım. Şahsen, bu meselenin son dönemdeki artırıcı, derinleştirici etkenlerle -birtakım siyasetçilerin münasebetsizlikleriyle, nefret yaymalarıyla- sınırlı olarak ele alınmasının problemi çözeceğine inanmıyorum. Onun başlıbaşına -daha küçük- bir sorun ve mücadele konusu olduğuna inanıyorum. Öte yandan, Özgecan’ın başına gelen dahil, her türlü durumda bugünün yöneticileri elbette doğrudan sorumludur, bunu belirtmeye bile gerek görmüyorum. Şunu ise eklemek lazım: Geceyarısı olmuştu, hâlâ herhangi bir yönetici, kaymakam, vali veya siyasetçi, ilçe başkanı, il başkanı, parlamenter, şu bu, iktidarı temsil eden tek bir kimse bu hunharca cinayete dair tek söz etmemişti. “Üzüldüm” diyeni bile duymadık.)
Sona, 13 Şubat gecesi Twitter‘da çok dolaşan bir tweet’ler serisini ekleyeyim.@miailayda tarafından derlenmiş döküm, “Türkiye nedir?” sorusunun cevapları arasında seçkin yerini alıyor:

Kadın programında, "babam bana tecavüz etti" diyen kızını öldürüp, "babasını kamuoyunda mahcup etti" indirimi alan var. Eşini katledip, "kot giyiyordu, piercing takıyordu, çantasında doğum kontrol hapı buldum" indirimi alan var. Tanımadığı birine saati soran eşini delik deşik ederek öldürüp "cilve yaptı" indirimi alan var. Tecavüz edip, hamile bırakan, sonra da "zaten bakire değildi" indirimi alan var. Ormanda saldıran, döve döve çırılçıplak soyan, ancak, astım trizi geçirerek bayılıp yakalanınca, "isteseydim yapabilirdim" indirimi alan var. Üvey kızına tecavüz edip, "kızın ruh sağlığı bozulmadı raporu"yla indirim alan var. Tecavüzünü kameraya kaydeden sapık "eski sevgilisiymiş" indirimi aldı. Tecavüzde bağırmıyorsa, rıza göstermiş sayılır indiriminden fayralanan var. Tecavüz ederken suçüstü yakalanan adam, henüz tecavüz gerçekleşmediği için "yarım kaldı" indirimi aldı bu memlekette.

 


 

Sevgililer gününün tüm pırlanta mağazaları ve alışveriş merkezlerinde coşkuyla kutlandığı bir 14 şubat sabahına bağrımızda bir taşla uyandık biz. Dünden bu yana içimiz yanıyor…
Özgecan Aslan’a tecavüz ettiler, Özgecan’ı bıçakladılar, Özgecan’ı yaktılar… Ellerim titriyor bu üç cümleyi ardı ardına yazarken bile, nefesim daralıyor.

http://www.diken.com.tr/biz-size-hic-guvenmedik-aslinda-bu-ulkede-dogdugumuza-hic-sevinemedik/

 

by -
0 27

Japonya kıyılarında yunuslar yaşam müdalesi veriyor. En göz alıcı olanlar dünyanın dört bir yanındaki yunus parklarına gönderiliyor. Gösteri dünyası onları esarete sürüklüyor.Geri kalanlar ise acımasızca öldürülüyor. Japonya da her yıl Ekim ayın da başlayan katliam mart ayının ilk günlerine kadar sürüyor. Ayda 20 bin yunus öldürülüyor. Lütfen bu katliama dur diyin. Yunus parklarının kapatılmasına yunusların özgür kalmasına siz de destek olun.

by -
0 90

Korsan yazılım, müzik ve filmlerin adresi Bittorrent, bu yılın en çok indirilen korsan dizilerinin listesini yayınladı.

Bittorrent kaynaklarını kullanan TorrentFreak‘ın raporuna göre bu yıl en çok korsanı indirilen dizi Game of Thrones oldu.

İşte en çok korsanı indirilen diziler ve indirilme rakamları…

1. Game of Thrones: 8 milyon 100

game-of-trones-gif2. The Walking Dead: 4 milyon 800 bin

The Walking Dead

 

3. The Big Bang Theory: 3 milyon 900 bin

tumblr_miaggiDGSR1r7ufkeo1_500

 

4. How I Met Your Mother: 3 milyon 500 bin

tumblr_mjicfh02qb1qauzd4o1_500

5. Gotham: 3 milyon 200 bin

giphy (1)(6)

6. Arrow: 2 milyon 900 bin

arrow gif

7. Grey’s Anatomy: 2 milyon 800 bin

giphy (3)(4)

8. Vikings: 2 milyon 700 bin

Vikings

9. Suits: 2 milyon 500 bin

Suits

10. South Park: 2 milyon 400 bin

South Park

 

by -
0 137

Magazin dünyasının Kıvanç Tatlıtuğ ile yaşadığı aşkla tanıdığı İdil Fırat Türk erkekleriyle ilgili ilginç bir benzetmeye imza attı.

Kıvanç Tatlıtuğ’un evlilik planları yaparken ayrıldığı sevgilisi İdil Fırat’ın adı son dönemde Arda Turan ve Çağatay Ulusoy’la anılıyordu.

2158_1

Sabah’ta yer alan habere göre; sosyal medyada Monaco tatilinden fotoğraflar paylaşan Fırat, önceki gece altında “ Türkiye ’de güzel kızlar ve sevgilileri” yazılı, ayıyla dans eden seksi sarışın bir kadının fotoğrafını “Sözüm tabii ki meclisten dışarı” notuyla Instagram’dan yayınladı.

Fırat’ın paylaşımı tartışma çıkardı. Bir takipçisi ‘Ayılar sana denk gelmişse bu senin seçiciliğin’ mesajını atarken ona hak verenler ve ‘Maalesef doğru… Fakat anlayamadığım madem kızlar da bunun farkında neden hâlâ ayıda ısrar edilir. Bence kadınlar ayıları seviyor’, ‘Doğru tespit’ ve ‘ Para kızlarımızı bozuyor’ yazanlar da oldu.

fft16_mf3038911

ORTAYA KARIŞIK