Tags Posts tagged with "Neva Çiftçioğlu"

Neva Çiftçioğlu

by -
0 3355
Bilim olmayan yerde bilim insanı da olmaz. Neva Çiftçioğlu’da öyle bir isim. Ülkemizde her şeyin iyisi ihraç edilir zaten. Sonuç bölümüyle başlık atılmış, öfke ile giriş yapılmış bir yazı oldu fakat en keskin duygu olan öfke ile yazıyorum. Milliyetçi bi karakterim yok fakat İlber Hoca kadar milliyetçiyimdir.
 
Nobel Tıp Ödülü için aday olarak sunulmuş, Rus-Amerikan Uzay Araştırmalarında aktif görev almış (Şimdilik Mehmet Haberal gazı ile uzaylılar hakkında üstünkörü yazılar yazsa da) İskandinav bilim ödülü almış, babasının rahatsızlığı için yanında olmak isterken Türkiye’de iş bulamamış bir hanımefendi: Neva Çiftçioğlu Banes.
 
18 yıl Nasa’da Mars’ta hayat arayan ekipte kilit rol oynadıktan sonra 2009’da Nasa’dan geldiğinde Türkiye’de iş bulamamasını çok güzel anlatmış; “370 gündür Türkiye’deyim. Bütün üniversiteleri, özel sektörü dolaştım. Çok büyük devlet büyüklerimize ulaştım ve iş bulamadım.” Boyundan büyük laflar etmeye alışkın bir devlet büyüğümüz ise; ‘Bak evladım. Bir pırlanta bulursun, yüzük, kolye yaparsın. O pırlanta kaldırım taşı büyüklüğünde ise hiçbir yere sığmazsın. Sen geri dön’ demiş.
 
Google gözüyle kimdir Neva Çiftçioğlu?
Neva Çiftçioğlu bANES
İnternet çöplüğünden çıkan doğru yanlış bilgilere göre, Doç. Dr. Neva Çiftçioğlu gerçek bir Türk hanımefendisi. Finlandiya’da doçentlik unvanını alan ilk yabancı “Everest’in tepesine bayrak diken kadın”. Kendisi kireçlenmenin müsebbibi olan ve nanobakteri adı verilen mikrobu bulmuş. Bu buluşu nedeniyle dünyanın her yerinden davetler, ödüller almış. 2,5 yıldan beri NASA’da (Amerikan Uzay ve Havacılık Dairesi) çalışan ilk Türk bilim kadını. Önümüzdeki yıllarda da kalp ve böbrek hastalıklarının teşhisine ilişkin, patenti yüzlerce milyon dolar değerinde önemli bir buluşu açıklanacakmış. Buraya kadar çok güzel. Ama Türkiye onu tanımıyor, Türk yetkililerden aldığı tek bir tebrik bile olmamış. Bilim dünyasında ona “Türklüğünden vazgeç, daha çok parla” diye akıl verenlere o inatla “asla” demeye devam ediyor. Türk olması büyük sorun olmuş. Finlandiya’da Türk olduğu hiç anılmamış. Vatandaşlık başvurusu bile yapmamış ama, onu hep Finli gibi tanıtmışlar dünyaya. Mesela NASA’ya gittiğinde, “NASA’ya giren ilk Finli” diye başlık atmış bir gazete. 1996 da başarılı bilim insanlarının bulunduğu bir törene çağrılmış ; bu törende Türk bayrağının altına gittiğinde onu oradan alıp Finlandiya bayrağının altına almışlar. Çok ağırına gitmiş bu…
1996 yılında Finlandiya Hükumeti onu buluşunu bilim dünyasına açıklamak üzere ABD’ye göndermiş. New York’ta bulunan dünyanın dört büyük laboratuvarından biri olan Cold Spring Harbor Laboratories’e gitmiş. Meğerse Amerikalılar’da o dönemde aynı bakteriyi Mars gezegeninde bulmuşlar. Bunun üzerine birlikte Astrobiyoloji Enstitüsü’nü kurmuşlar. Bulduğu bakteriyle ilgili olarak ABD’de kurulan büyük bir firmanın da sahiplerinden biriymiş. Firmanın CEO’su “senin Türk olmandan yoruldum” diyerek kendisine ABD vatandaşlığına geçmesini önermiş. Yanıtı kısa ve öz : ASLA ! Ve ekliyor : Ben milliyetçi olduğumu bilmezdim, ama dışarıda kalınca insan ülkesinde kızdığı şeyleri bile özler hale geliyor…Şaşırıyorlar Amerikalılar. Sana hiç kimse sahip çıkmıyor, sen neden Türk olmakta ısrar ediyorsun ? diye soruyorlar kendisine. “Ankara Tıp Fakültesi’nde asistanım, doktoramı bitirmek üzereyim, astım hastalığı üzerine bir tez hazırlayıp hocalarıma sundum. O zaman Bölüm Başkanı olan bir hocamız hastaların yanındayken tezimi aldı, yüzüme baktı ve sonra “bu tez çöpe atılır” deyip herkesin gözü önünde kapağını bile kaldırmadığı tezimi çöpe attı. O çöpe atılan tezim birkaç yil sonra tıp dünyasının üç büyük bilimsel dergisinden birinde yayınlandı. Ankara bana doçentliğimi vermedi. Sırf bu yüzden Finlandiya’da doçentlik unvanını alan ilk yabancı oldum. Finlandiya’da bakteri çalışmaları yaparken Bilkent Üniversitesi Rektörü ve Genetik Bölümüne başvurarak “Gelin bunu birlikte yapalım, patenti Türkiye’ye ait olsun” önerisini yaptım, gelen yazılı yanıtta “Siz galiba iş arıyorsunuz” deyip kabul etmediler. Hacettepe Tıp Fakültesi’de “Bu bizi aşar” dedi.
Gurbete dayanamayıp Türkiye’ye dönmüş ve Başkent Üniversitesinde çalışmaya başlamış. Kendisine mikrobiyoloji kliniğinde 9 ay boyunca dışkı tahlili yaptırmışlar. Sonunda Finlandiya’daki profesörü “sen orada ziyan oluyorsun” diyerek isyan etmiş ve Türkiye’ye onu almaya gelmiş.
Bana yurt dışında “Everest’in tepesine bayrak diken kadın” gözüyle bakıyorlar, ama bugüne kadar hiçbir Türk yetkilisinden tebrik almadım. Sadece bir kişi, nasıl oldu bilmiyorum, İskandinav Tıp Ödülünü kazandığım zaman, Ziraat Bankası eski Genel Müdürü bir tebrik kartı gönderdi ; hala saklarım diyor bu değerli Türk Kadını…
 
Bilim olmayan yerde bilim insanı’da olmaz. Neva Çiftçioğlu’da öyle bir isim. Ülkemizde her şeyin iyisi ihraç edilir zaten.
 

ORTAYA KARIŞIK